Değer Yaratmanın Formülü · 28 Eyl 2026 · 28:24
Podli uygulamasında dinle 🎧
Favori podcast'lerini takip et, çevrimdışı ve arabada CarPlay ve Android Auto ile dinle, her zaman kaldığın yerden devam et. Ücretsiz dene.
Sinema kulübümüzün 32inci buluşmasında yönetmenliğini Florian Henckel von Donnersmarck'ın yaptığı, başrollerinde Ulrich Mühe, Sebastian Koch ve Martina Gedeck'in oynadığı 2006 yapımı Başkalarının Hayatı (Das Leben der Anderen) adlı filmi konuştuk. Film 2007'de En İyi Yabancı Dilde Film Oscar'ını kazandı.
Film 1984 yılında Doğu Berlin'de, Berlin Duvarı'nın yıkılmasından beş yıl önce geçiyor. Gerd Wiesler, Stasi'nin en titiz sorgu uzmanlarından biri. Duygularını hiç göstermeyen, sisteme sorgusuz sualsiz inanmış, yalnız bir adam. Bir gün bir tiyatro prömiyerinde, rejimle arası iyi görünen oyun yazarı Georg Dreyman'dan şüpheleniyor. Kültür Bakanı Bruno Hempf da bu şüpheyi fırsat biliyor, çünkü gözü Dreyman'ın sevgilisi, oyuncu Christa-Maria Sieland'da. Böylece Dreyman'ın evine gizlice dinleme cihazları yerleştiriliyor. Wiesler de çatı katında kurduğu küçük odadan bu çiftin hayatını gün be gün dinlemeye başlıyor. Filmede dinlediği hayatların içine girdikçe Wiesler’ın yavaş yavaş değişmesini izliyoruz.
Filmi hepimiz çok beğendik. İlk kez izleyenler de yıllar sonra yeniden izleyenler de derinden etkilendiklerini söylediler. Konuşmamızın merkezinde Wiesler'in dönüşümü vardı. Bu dönüşümü neyin başlattığı üzerine farklı okumalar yaptık. Kimimiz sanatın dönüştürücü gücünü öne çıkardı: çalınan "İyi İnsan Sonatı", eve götürülen Brecht kitabı… Kimimiz ise onu asıl yumuşatanın aşk ve insanlar arasındaki bağ olduğunu düşündü. Robotlaştırılmış, yalnızlaştırılmış bir adamın başka türlü bir hayatın mümkün olduğunu fark etmesi hepimize dokundu.
Sıradan insanların nasıl kolayca muhbire dönüşebildiğini, bugün rejimin bekçiliğini yapanın yarın kendisinin fişlenebildiğini konuştuk. Duvar yıkıldıktan sonra bu sistemin uygulayıcılarının hesap vermeden hayatlarına devam etmesi de bizi epey düşündürdü. Eleştirdiğimiz noktalardan biri ise filmin kadınları daha güçsüz, erkekleri daha belirleyici göstermesiydi.
Filmin otantikliği de etkileyiciydi; film gerçekten 80’lerde çekilmiş gibi duruyordu. Bir ilginç bilgi de Wiesler'i oynayan Ulrich Mühe’nin gerçek hayatta Stasi tarafından izlenmiş olması. Role nasıl hazırlandığı sorulduğunda "Sadece hatırladım" demiş.
Bu aralar ardı ardına insanın doğası hakkında kitaplar okuduk; Bir uçta Bregman’ın Çoğu İnsan İyidir’i diğer uçta Gündüz Vassaf'ın Cehenneme Övgü'sü. Bu film ikisinin bileşkesi gibi sanki; Bir yandan insanların birbirine yakınlaşması birbirini anlaması iyiliği çağırıyor. Diğer yandan totaliter düzen tepeden inmiyor, sıradan insanların gündelik itaatiyle elbirliğiyle örülüyor. Onu yıkan da yine insanların itaatsizliği oluyor.
Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla: (03:11) Burcu Yılmaz, (05:17) Neslihan Oruç, (08:30) Ebru Varol, (13:54) Alican Akaslan, (14:50) Damla Sayar Akaslan, (17:10) Uğur İyidoğan, (19:37) Fatih Yıldız, (21:28) Burcu Yılmaz
Bölümler: Değer Yaratmanın Formülü