Mevlana Takvimi · 28 Haz 2026 · 1:55
Podli uygulamasında dinle 🎧
Favori podcast'lerini takip et, çevrimdışı ve arabada CarPlay ve Android Auto ile dinle, her zaman kaldığın yerden devam et. Ücretsiz dene.
1 Kasım 1922’de TBMM’de hazırlanan kanunla, saltanat kaldırılarak altı asırlık Osmanlı Devleti’nin siyasi-hukuki varlığına son verildi. Böylece Sultan Vahideddin de Osmanlı’nın son ve 36. padişahı olarak tarihteki yerini almış oldu. Saltanatın kaldırılması sırasında TBMM’de, her Vahideddin ismi geçtikçe, milletvekillerinin “Taçlı Hain” diye bağırmaları padişahı kahretti. Meydana gelen acı olayların sonunda, çok sevdiği vatanına veda etmek zorunda kaldı. Hem devletinin onuruna gölge düşürmemek hem de bağımsızlık savaşından yeni çıkan ülkesinde bir iç savaş yaşanmasına izin vermemek düşüncesiyle, kendisini ve tahtını, milletinin saadet ve geleceği uğruna feda etti. Gurbetteyken söylediği sözler bunun ispatıydı: “Bu yaştan sonra mezarıma padişah yazdırmak hevesinde değilim! Saray ve saltanat yıkılmış, ne çıkar! Vatan ve millet kurtuldu ya!” Yâd ellerde geçirdiği sıkıntılı zamanlarda bile hiçbir yabancı devlet ve odağın, vatanı ve milleti aleyhindeki kirli oyunlarına alet olmadı. Tüm çirkin teklifleri tereddüt etmeden geri çevirdi. Gurbetin serbest ortamında dahi “hain” olmadığını cümle âleme tekrar tekrar gösterdi. Sık tekrarladığı sözlerden biri de şuydu: “Artık Osmanlı Devleti, Türkiye demektir. Orada barışa ve huzura ihtiyaç var! Biz bir paratonerdik. Devlet ve milletin varlığına yıldırım düştü, üzerimize çektik. Biz yandık, fakat devlet ve millet kurtuldu!” Vatana dönüş ümit ve hayalini hiç kaybetmedi. Bunu özellikle de kişiliğine yapılan saldırıları temizlemek için istiyordu. Mümkün olamayacağını anlayınca da yakınlarına şu ricada bulundu: “Döndükten sonra benim hain olmadığımı anlatın!”. Ne acıdır ki, hayatının son anlarına kadar vatanını özlemle anmaktan vazgeçmedi. (İsmail Çolak, Zafer Dergisi, Ağustos 2021, 536. Sayı)