Mevlana Takvimi · 27 Eyl 2026 · 2:43
Podli uygulamasında dinle 🎧
Favori podcast'lerini takip et, çevrimdışı ve arabada CarPlay ve Android Auto ile dinle, her zaman kaldığın yerden devam et. Ücretsiz dene.
Hakkâri’nin Şemdinli ilçesindeki Nehri köyü, meşe ve mazı ormanlarıyla çevrili derin bir vadide saklıdır; önünden süt beyazı bir ırmak akar. Nakşibendî-Hâlidî yolunun büyük piri Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (r.a.)’nin halifesi Seyyid Taha (kuddise sirruh) bu köyde medfundur. 1976’da Üstad Necip Fazıl Kısakürek, mürşidi Abdülhakim Arvâsî Hazretleri’nin şeyhi olan bu zâtın huzuruna varmak için Van’dan Başkale’ye, oradan Yüksekova ve Şemdinli’ye gitti; sonra katır sırtında, zahmetli bir tırmanışla Nehri’ye ulaştı. “Yolda ölürsem, beni Seyyid Taha’nın yanına gömün” diyecek kadar kalbiyle bağ kurduğu bir menzildi burası. Abdülhakim Arvâsî gençliğinde Nehri Tekkesi’nde din ve fen ilimleri tahsil etmiş, silsile Seyyid Fehîm üzerinden Seyyid Taha’ya, oradan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (r.a.)’nın nefesine bağlanmıştı. Üstad, bu üç halkalı irfan zincirinin izini sürerek Arvas’tan Nehri’ye yöneldi. Bir zamanlar üç katlı, geniş kemerli mimarisiyle bölgenin ilim ve irfan ocağı olan tekke; 1925’teki hadiselerin ardından çıkarılan kanun bahane edilerek 1926’da toplarla yıkıldı, Nehri yıllarca yasak bölgeye çevrildi. Yapı söndü; fakat hatıra, pınarın serinliğinde ve yalçın kayaların gölgesinde yaşamaya devam etti. Tekke kapatıldı, eşyaları dağıtıldı, arazilere el konuldu; yine de bu menzil, Hâlidî nefesin izini taşıyan bir sığınak ve diriliş yeri olarak kaldı. Nehri’de esen rüzgâr taşlara sinmiş zikri fısıldar; o nefes, suskun kapılardan hâlâ geçer. Üstad için Nehri, harabe değil, yaşayan bir mektepti; not defterini açıp suskun taşların önünde mısralarını kaydetti. “Şemdinli dağlarının içtim nur çeşmesinden, Kurtuldum akreplerin ruhumu deşmesinden.” (Muhsin Kızılkaya, haberturkcom)