Mevlana Takvimi · 28 Ağu 2026 · 2:31
Podli uygulamasında dinle 🎧
Favori podcast'lerini takip et, çevrimdışı ve arabada CarPlay ve Android Auto ile dinle, her zaman kaldığın yerden devam et. Ücretsiz dene.
Hastalığın ve seferin oruç tutmamaya bir ruhsat olmasının delili şu Ayet-i Kerime’dir: "Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder." (Bakara s. 184) İmam Muhammed el-Camius-Sağir kitabında şöyle der: Oruç tutmamaya ruhsat olan hastalık, oruç tutulması durumunda artma ihtimâli bulunan hastalıktır. Böyle bir hastalık sebebiyle oruç tutulmayabilir. Hatta bu halde iken tutulması durumunda ölüm veya bir aza kaybına sebep olacaksa oruç tutmamak vâcip olur. Zira bile bile kişinin kendini tehlikeye atması caiz değildir. Bu durumda Allâh (c.c.) hakkı olan vucubu yerine getirmek için tehlikeye girmiştir denilemeyecektir. Çünkü bu durumda oruç tutmak zaten vâcip değildir. Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: "Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın." (Bakara s. 195) İmâm ez-Zeylai, et-Tebyinü’l-Hakaik adlı eserinde şöyle demiştir: "Bir hastalığın oruç tutmamaya ruhsat olduğunu anlamanın yolu iki şeyden biridir: 1. Kişinin kendisinin zannına göre oruç tutarsa hastalığının artacağından ya da helâk olacağından korkması. 2. Müslüman ve işini iyi bilen bir doktorun hastanın oruç tutmaması gerektiğini söylemesi." İmâm el-Merginani sağlıklı kişinin hasta olma korkusu oruç tutmamaya ruhsat olmaz demiştir. Zannımızca uygun olan da budur. Zira kişi kendini bir iki gün denemelidir. Allâh (c.c.) en doğruyu bilendir. Hadis-i Şerif’te şöyle buyurulmuştur: "Özürsüz Ramazan’da bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazan’daki o bir günkü sevâba kavuşamaz." (Sualli-Cevaplı İslâm Fıkhı, c.3, s.367-368)